Karahan Online [Hikaye]

    Paylaş
    avatar
    Jr.Die-*
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 720
    Rep Gücü : 40035
    Kayıt tarihi : 05/02/10
    Nerden : Sen ? :)

    Karahan Online [Hikaye]

    Mesaj tarafından Jr.Die-* Bir Paz Haz. 13, 2010 11:26 am

    Bitmeyen
    Savaş



    Dost, düşman, uzak, yakın bir araya geldiler; birbirlerinin
    güçlerini, akıl ve marifetlerini ölçmek için geniş savaş meydanlarında
    buluştular. Hakanlar ve askerleri, ustalar ve başıbozuklar, hepsi de
    kadere meydan okumaya geldi. Gelmiş geçmiş en büyük savaşçı, yiğitler
    yiğidi olarak anılmak için bu yola baş koydular.

    Alacakaranlık
    çöktü ve ilk ay çıktı. Muzaffer olmak için girişilen bu dehşetli savaş
    her yeri kana boyamıştı. Kanla gebe bırakılan toprak, doğumun şafağında
    yani kavimler dünyaya getirdi.


    Muhteşem Ejder Kavmir
    Doğu’dan geldi.

    Onlar Ağır ve Hafif kılıç ile Güç toplarının
    Ustalarıydı. Bu çetin savaşçılar İç Güç’lerini de ölümcül bir
    şaşmazlıkla kullanabiliyorlardı. Gururlu ve sadakatli Ejderler teslim
    olmaktansa ölene dek mücadele etmeyi yeğlerler. Hakanları Oda-Han
    OnikiGöklerin kudretine tanık olmuş çok az kişiden biriydi ve Usta
    Çağ-Han’ın eski bir öğrencisi olarak yaşadı ve öyküyü anlattı
    Azametli
    Yılan Kavmi Kuzeyin donmuş tundralarından geldi. Set-Han’ın yani nam-ı
    diğer Gölgesiz’in idaresi altında eşsiz silahları ve savaş
    sanatlarındaki ustalıklarıyla belirdiler. Bu dişli savaşçılar ses
    dalgaları üzerinde hakimiyet kurarak kurbanlarına hissettirmeden onları
    uzaktan yok etmenin yollarını keşfetmişlerdi.
    Azgın Pars Kavmi
    Batının dağlarından geldi. Bu güçlü savaşçılar da acı kuvvetlerine
    güveniyorlardı. Yılan Kavmi’nin aksine onların asıl üstünlükleri bilek
    gücüydü. Devasa kılıç ve mızlakları tek elleriyle kavrayarak yalnız
    başlarına birçok askere bedeldiler. İşte bu yüzden birçok güçlü savaşçı
    Rua-Han’a meydan okuma gafletini gösterdiği için bugün toprak oldu.
    Bu
    kavimler büyüdükçe adı bilinmez bir sis de kuvvetlenip durdu.

    Kısa
    sürede ön saflar çöktü ve Gök Kavmin’in Hakanı Kara-Han’ın iradesindeki
    canavarlar içeri girdi. Bu canavarların ölümcül kudreti tüm insanların
    varlığını tehdit ediyordu. Onlara sadece en tecrübeli savaşçılar meydan
    okuyabilirdi. Ne var ki bu yolun sonundaki mükafat işin tehlikesinden
    daha büyüktü. Sonunda her kavimden maharetini ispatlamış savaşçılar öne
    çıktı.

    Ve bir kez daha beklemeye koyuldular. Acaba uzun yıllar
    once verilmiş bir sözü kim yerine getirecekti…
    Bir yıl once
    tanıştıkları bir yabancı mı?




    Kadim Doğu




    Tamu’nun ateşinden dövülmüş ve binlerce
    savaşın kanıyla beslenmiş bir yürek geldi… kendi halkının özgürlük
    çağrılarının ahengiyle atan… yaşamı ve ölümü içinde barındıran o
    karanlıktan çıkmış bir yürek geldi. Kara-Han geldi. Savaşa açlığı ve
    kana susamışlığıyla kaderine ve yakında evim diyeceği er meydanına
    yürüdü. Kutsal Şehir Töz’e geldiğinde insanların arasındaki sonu gelmez
    savaşlardan paramparça olmuş bir ülke gördü. Şehrin insanları savaştan
    yorgun düşmüş gözlerle onu süzdüler. Bu savaşın sebepleri artık
    atalarının yırtık pırtık anılarında yok olmaya yüz tutmuştu. Devam
    etmelerini sağlayan tek şey bu manasız savaşın asırlar içinde doğurduğu
    kin ve nefretti.

    Ejder Kavmi Hakanı Oda-Han karşısına geçti ve
    ona meydan okudu. “Kimsin, ve amacın ne?” dedi. Kara-Han karşısındakini
    ciddiye almadı ve sadece gülümsedi. Kavmin insanları Hakanlarının
    çevresini sararken yabancıya yorgun gözlerle baktılar. Oda-Han bu
    yabancının küstahlığı karşısında öfkelenmişti. Töreden, terbiyeden
    habersiz bu adam da kimdi? Nasıl olur da böyle karşısına dikilirdi?
    Yabancı gülümseyerek öylece durmaya devam edince Oda-Han Ejder
    Kavmi’inin Hakanı kimmiş ona öğretmeye karar verdi. Silahını çekti ve
    çelik fısıldadı ama bu fısıltı sessiz savaşçıyı harekete geçirmişti. O
    da şu kadarcık korku göstermeksizin kendi kılıcını çekti. Tüm Kavmi
    nefesini tutmuşken Oda-Han dona kaldı.

    ... Hayır böyle bir şey
    olamazdı…
    Gerçeği kavrayan Hakan’ın şaşkınlıktan gözleri faltaşı gibi
    açılmıştı. Genç savaşçının elinde Gök Kavmin son Hakanı Çağ-Han’ın yani
    Efsanevi Savaşçının, Oniki Orduların Hakanlarını yenebilmiş yegane
    Büyük Üstadın kılıcı vardı. Oda-Han, bu devasa kılıcın kabzasındaki 12
    kutsal taşa bakakaldı. Aklında ona kutsal taşların gücünü anlatan
    ustasının sözleri geldi. “Taşların gücünü elinde buluduran kişi Oniki
    Orduların gücünü de elinde bulundurur. Bu güçle bir imparatorluk
    kurulabilir.”
    Uzun zaman önce Usta Çağ-Han ve halkı bir yanardağ
    patlamasında yok olmuşlardı. Tüm Gök-Kavim lav ve küller altında kalıp
    yok olmuştu. Birçokları bunun sebebinin aşırı hırs ve ihtirasları
    olduğunu söyledi ama patlamadan sağ kurtulup olanları hatırlayanlar
    artık çok azdı. Çağ-Han’ın gidişinden sonra bu topraklar hükümdarsız
    kalmıştı. Oniki Ordular bir kez daha yükselmişti. Ama artık kutsal
    taşların gücü olmadan savaşlar kontrol edilemiyordu. Toprak Ana kanıyor
    ve insanları acı çekiyordu.

    Oda-Han silahını indirip savaşçının
    yüzüne baktı. “Çağ-Han?” diye fısıldadı.
    “Ben Gök Kavmin
    Onikilerinden Kara-Han,” diye cevap verdi savaşçı. “Bu topraklar onursuz
    kavgalar yüzünden yeteri kadar kan ağladı. Gerçek Ustaların
    öğrettiğinden çok daha aşağı ilkeler için yeterince savaş yapıldı.”
    Sonra duraklayıp kılıcını Oda-Han’a uzattı. O yüce silah, kutsal
    taşların üzerine düşen ışıklarla parlarken konuşmaya devam etti: “Ben
    buraya senin insanlarına büyük bir şeref bahşetmeye geldim. Insanlarını
    efsanevi savaş meydanlarına getir, getir ki kendinizi ispat edesiniz.
    Kölelerimle dövüşün, size verdiğim görevleri yapın. O zaman savaş
    meydanından doğrulup diğer kavimlere üstünlük sağlayın ki en
    güçlüleriniz, en beceriklileriniz ve en cesurlarınız Gök-Kavim’in
    Ustaları arasında girsin, bize katılsın.”
    Yabancının kim olduğu ve
    getirdiği haber kulaktan kulağa, dilden dile ulaştıkça kalabalık
    heyecanla haykırdı.




    Birinci Yıl


    Gök-Kavim artık geri dönmüştü. Ama
    neydi bu Gök-Kavim’in tarihi? Çağ-Han’ı yakından tanıyan eski ustalar
    dışında onları anımsayan pek az kişi vardı.

    Eskiden İlahi taşları
    ele geçiren Oniki Ordular’ın Lordu Kadim Doğu’yu zalimce yönetirken
    kavimlerden biri, en yiğidi Gök-Kavim ile başında Hakanlardan biri, en
    yiğidi Çağ-Han ortaya çıkıp insanlara özgürlüklerini geri vermişti. Ama
    sonra başlarına gelen felaketle ortaan kaybolan Gök-Kavim’in bu geri
    dönüşü acaba kavimlere neler getirecekti?

    Artık ortada büyük bir
    ödül vardı. Gök-Kavim Oniki göklerdeki iktidarına ortak edecek
    savaşçılar arıyordu. Tüm kavimler titreyip silkindi.

    Muhteşem
    Ejder Kavmi asil ve onurluydu. Sonunda zarar görecek bile olsa düşmanına
    dahi şereflice davranırdı. Onları kadim Ejder Kavmi yapan da bu
    vasıflarıydı. Oda-Han Kadim Doğu’nun sahip olduğu en cömert ve soylu
    liderdi. Tüm Güneyli kavimler onun bileğinin gücüne ve adaletine hayran
    olup onun çatısı altında buluştular.
    Azametli Yılan Kavmi kurnaz ve
    akıllıydı. Kazanmak için her yolu dener, herkesle ittifak
    yapabilirlerdi. Tüm kavimler içinde siyaset ve savaş taktiğinde onların
    eline su dökecek kimse yoktu. Set-Han Batının kavimlerinin liderlerini
    kandırdı ve hepsi onun aklına güvenip güçlerini onunkine kattılar.
    Azgın
    Pars kavmi, yırtıcı, kavgacı ve güçlüydü. Kendi gücüne olan sonsuz
    inancı hiç de boş değildi. Kadim Doğu’nun en savaşkan kavmi olarak ün
    yapmış Parslara meydan okumaya cesaret edebilecek kimse yoktu. Rua-Han
    belki de bileğine en kuvvetli lider olmasına rağmen o bile Gök-Kavim’in
    karşı konulmaz gücünü görünce müttefik aramaya başladı ve birçok kavim
    Pars Kavmi’nin kudretli sancağı altına girdi.
    Diyarları yeni
    tehlikeler tehdit ediyordu. Herkesin güçlü ve birlik olması gerekiyordu.
    Ama asıl tehdit neydi? Kara-Han ve sınırsız kudreti mi, Gök-Kavim’in
    gizemli oniki Büyük Ustası mı, görülmedik ölçüde kuvvetli canavarlar mı,
    yoksa her bir kavmin kendi iktidar hırsı mı? Bunu henüz kimse
    bilmiyordu.

      Forum Saati Paz Ekim 22, 2017 1:42 pm